Mevsim kış… Hava ayaz… Tan yeri ağarmakta… Minareden yükseliyor müezzinin yanık sesi, mahalleli sabah namazına uyanıyor bir bir…
Uyku mahmurluğunu üzerinden henüz atamamış bir anne… Evin kapısını açıp usulca çıkıyor dışarı, soğuk hava birden yüzüne çarpıyor… Dondurucu bir ayaz…
‘’Buraların soğuğu hep böyle zaten, kendine getirir adamı’’ diye söyleniyor… Ayaz ama bir o kadar da temiz havayı ciğerlerine çekiyor… Hava ile birlikte ciğerlerine giren bir koku daha var… Yüzünde kocaman bir tebessüm beliriyor ve dudaklarından dökülen o iki kelime ‘’Derviş dayı’’
Henüz gün aydınlanmadan, mahalleyi bir anda saran o meşhur koku…
Derviş dayının meşhur halka tatlısının kokusu… Tüm mahalleli bu kokuya aşina, bir o kadar da tiryakisi…
Mahalleli yavaş yavaş yeni güne başlıyor… Sıra sıra müstakil evlerden oluşan, herkesin birbirini tanıdığı, aile ortamlarının en güzel örneklerinin sergilendiği küçük ama kocaman dünyalara ev sahipliği yapan bir mahalle…
Gün aydınlanıyor, çocuklar bir bir uyanıyor… El yüz yıkama olayından sonra yapılacak ilk iş kahvaltı değil tabiî ki, ilk iş elinde tabağınla tatlıcının yolunu tutmak…
Ömer’de bu kervana katılan çocuklardan bir tanesi, elinde 1 lira ve tabağı düşmüş yola…
Halka tatlı kokusu tüm mahalleyi esiri altına almış bile… Derviş dayı ocağının başında halkaları yaparken kapının önünde oluşan kuyruk çoktan sabırsızlanmakta…
Beyaz sakalı, bükülmüş beli, güleç yüzü ile çocuklarında, mahallelinin de sevilen tatlıcısı o…
Ve en önemli özelliği olan cömertliği… Geçiyor şerbetin içinde bulunan tatlıların başına. 1 lira uzatıyor çocuk “bir tane tatlı alabilir miyim?” Diyor. Derviş dayı bu, 1 tane ile olur mu? Dolduruyor çocuğun tabağını… Çocuğun gözlerindeki sevincin tarifi yok… Peşi sıra sürüyor aynı işlem 1 e 3, 3 e 5 aldığı paranın önemi yok önemli olan herkesin ağzının tatlanması…
Tabakları ağzına kadar dolu olan çocuklar, gençler, büyükler kahvaltıyı çoktan unutuyor… Yeni çıkmış sıcak halka tatlılar varken… Her tabağa aynı özenle tatlı koyan derviş dayı ise bu durumdan gayet hoşnut yüzündeki tebessüm her tabakla daha bir artıyor gibi…
Yaz, kış demeden bu gelenek böyle sürüyor… Müezzin sabah ezanı için minareye çıkarken Derviş dayı çoktan başlamış oluyor hazırlıklara… Erkenden yayılıyor tüm mahalleye tatlı kokusu ve her geçen gün artan tatlı hayranları ile ünü mahallenin dışına şehre yayılıyor…
Sabahın ilk saatleri demeden düşüyor millet yollara, giriyor tatlı kuyruklarına…
Ve bu olay o mahallede sadece sabahları yaşanıyor…
Öğlen vakti olurda bir yerden tatlı kokusu geldiğinde insanlarda hep aynı düşünce oluşuveriyor…
‘’az önce buradan Derviş dayı geçmiş’’.
Yıllarca benim gibi bütün mahallelinin çocuklarının, büyüklerinin sevgisini toplayan, her gönlü cömertliği ve tatlılarının güzelliği ile fetheden ölümünün üzerinden onca yıl geçmesine rağmen yine de her tatlı muhabbetinde rahmetle anılan beyaz sakallı güler yüzlü mahallenin unutulmaz karakteri Derviş dayıya saygıyla…

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Adem 2 hafta önce

Ne abartı.börek veya poğaça olsa neyse adi neydi (!) o tatlıyı kim yer sabah sabah