Kur’an-ı Kerimde iki ayet var ki, aşağıya da alıyorum bu iki ayeti, özellikle altını çizdiğim ifadelerin içerdiği anlamlar, farklılıklarından kardeşlik çıkarmak yerine kargaşa ve kavga çıkaran insanlığa bir ders niteliğinde yol sunuyor. Şöyle ki;

‘’Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır. ‘’ (Hucurat Suresi, 13. Ayet)

‘’Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH'ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevesine uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek. (Maide Suresi, 48.Ayet)
Yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere insanlığın cinsiyetlere, ırklara, milletlere ayrılması, onların tanışması ve kaynaşması içindir. Cinsiyetimizi, ırkımızı ve milletimizi belirlemek kendi elimizde değildir, ama bu yönleriyle bizden farklı olanlarla bağ kurmak, iletişime geçmek, tanışmak ve kaynaşmak kendi elimizdedir. Ve anlaşılacağı üzere elimizde olan bu durum, ırksal/cinsiyetsel/milletsel ayrılıklara ilişkin sonuçsal ilahi tayinin bir nedenidir. Allah, böyle bir tayin ile bir sonuç yaratmıştır ki insan için elinde olmayan farklılıkları ve ayrılıkları bir kenara koyup elinde olan tanışıp kaynaşarak bütünleşmek, görevsel bir neden olmuştur. Bu da ancak farklı ve sizin gibi olmayanı tanımakla ve onunla kaynaşmakla başarılabilir. Tanışmak ve kaynaşmak, bu durumda, insanlığın boynunun borcudur, görevidir ve sorumluluğudur diyebiliriz. Farklılıklar, bu eksik parçanın, insan eliyle tamamlanması neticesinde birleşebilir ve bütünleşebilir.

Ve göz ardı edilmemelidir ki, tanışıp kaynaşmak için aynı ortamda bulunup o ortamı birlikte soluyarak konuşmak ve iletişime geçmek bir önkoşuldur. Allah’ın yarattığı farklılıklarımız, ancak tanışmak ve kaynaşmak ile amacına ulaşır ve böylece tamama erer. Farklılıklardan kavgalar çıkarmak ise Allah’ın yarattığı farklılığın nedeninin, anlamının ve amacının kavranılamadığının en büyük delili ve göstergesidir. Onun için KAVGA ÇIKARMAYAN, BİRBİRİMİZDEN BAĞIMIZI KESMEYEN HER TÜRLÜ GÖRÜŞE VE DÜŞÜNCEYE AÇIK OLABİLMELİYİZ. Böyle olursak, Tanrı’nın yarattığı farklılıkların anlamını, amacını ve özünü anlamış ve kavramış oluruz. Yoksa, her farklılık bir kavga ve kargaşa nedenidir. Halbuki, Allah katında farklılıkların nedeni, yukarıda da defaatle ifade ettiğimiz gibi TANIŞMAK VE KAYNAŞMAKTIR.

Hal böyle iken, CHP’nin eğitim üzerine yaptığı çalıştayda tanışıp kaynaşmayı, dillerden ve nutuklardan çalışmaya (amele) döken bir sivil toplum ve bakanlık birlikteliği görmeyi arzuladırdım. CHP, çalıştaya katılımın bu haliyle bunu başaramamıştır. Bunun üzerinde de kafa yormalıdır. Herkes şapkayı önüne koymalı, iki elinin arasına başını almalı ve eğitim üzerinde neden bu bütünleşme sağlanamamakta, bunu düşünmelidir.

Ben, bu çalıştayda, iletişime/anlamaya, tanışmaya ve kaynaşmaya vesile olacakları için EĞİTİM BİR SEN de olsun isterdim, bakanlığımızın değerli bürokratları da olsun isterdim, hatta Ensar Vakfı da olsun isterdim, Atatürkçü Düşünce Derneği de, TÜGAV da TGB de... Ama ne yazık ki, bu tanışma ve kaynaşma bir türlü başarılamıyor. Halbuki, inandığımız din, o dinin sahibi yüce yaratıcı, insanlığın tanışıp kaynaşmasını insanlık üzerine bir ödev ve görev gibi sunuyor. Sorunumuz, tanışıp kaynaşamıyor oluşumuzdur. Birbirimizden uzaklaşmamız, aynı masa etrafında buluşamıyor oluşumuz, bizi bizden koparan etkenlerdir. Cımbızla çekilen bir kıl gibi farklılıklarımızı çekiştirerek birbirimize kıl olmamalıyız. Birbirimize kıl olursak hiçbir işin içinden çıkamayız. İşlerimiz ya sarpa sarar ya arap saçına dönüşür. Bozuk plak gibi bir yerde takılıp kalmak da kısır döngünün içinde dolaştırır bizi. Ne bir atılım olur ne de bir değişim... Yerimizde sayarak koştuğumuzu sanırız.

Sonuç olarak, sorunlarımızla yüzleşebilmeliyiz, sorunlarımızdan kaçmak, gerçeklerden çekinmek, bizi ancak yalan bir Dünya’nın esiri yapar. Halbuki, kur’an gerçekleri sunar bizlere ve bizler bu gerçekleri onaylayanlarız. Gerçekleri onaylayanlar olarak, kayıkçı kavgasını ortaya çıkaran kısır döngülerin zincirlerini kırmalıyız. Bu esaretten kurtulmalıyız. Ve farklılıklara açılmalıyız, tanışmak ve kaynaşmak için.

Bilmeliyiz ki, ALLAH FARKLILIĞI İNSANLIK TANIŞIP KAYNAŞSIN DİYE YARATTI. İNSANI DA BU TANIŞMA VE KAYNAŞMAYA VESİLE/NEDEN OLSUN DİYE TABİ.

BU ŞUUR İLE BİR EĞİTİM ÇALIŞTAYI DAHA YAPILSIN İSTERDİM.
HAYAL Mİ, ÜTOPYA MI?
ASLINDA HİÇ DE ÖYLE DEĞİL...
O KADAR GERÇEKÇİ Kİ... ÇÜNKÜ GERÇEK BU...
YUNUS’UN DEDİĞİ ŞU SÖZLERİ DE ÇALIŞTAYIN SLOGANI YAPALIM:

(...) Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünyaya kimse kalmaz (...)

UNUTMAYINIZ, DÜNYA’NIN SAHİBİ DEĞİL, ŞAHİDİYİZ...
BU ÇALIŞTAYIN ŞAHİTLERİ OLALIM...

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
sinan 2 hafta önce

Eğitimi bilmeyen , bildiklerini unutturan bir ülkeyiz.