Devletin işleyişinde bürokrasi çok önemlidir. Bürokrasinin iyi işlemesini sağlayanda bürokratlardır. Yani devletin üst yönetimindeki atanmış memurlardır. Devletin düzenli çalışmasını sağlayan bu üst düzey memurlar işlerinin erbabı devlet terbiyesi görmüş bir orkestra şefi gibidirler. Kurumları yönetmede maharetlerini gösterirler. Başarıları bulunduğu kuruma değer katar ve iş akışını sağlarlar. Bu tip bürokratlar hem halk nezdinde hem de kamuda sevilirler. Çalışma prensipleri halkın menfaatine olan işleri kamuya uygun bir şekilde işlemesini sağlamaktır. Kamu kurum ve kuruluşların işleyişlerindeki ahenk onlarla muazzam bir hal alır. Bu tip bürokratlar halkı düşünür ve onların sorunlarını çözmek için ellerinden geleni yaparlar. Onlar için devlet ve millet namustur. Makam ve koltuk düşüncesi olmadan misyonlarını yerine getirirler. Böyle bürokratlara saygı duymak gerekir. 

Günümüz de ise bu değeri taşıyan bürokratlarımız var mı diye size soruyorum. İnanın öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki insan çileden çıkması elde değil. Devlet yasalar, kanunlar, yönetmelik ve tebliğlerle yönetilirken kendini bunların üstünde sanan hatta otör sanan bürokratlar var maalesef acı tarafı ise menfaatin hat safhaya geldiği görülüyor. Bir bakanlığın kurumunda keşime keş yapı başına buyrukluk çıkar ilişkileri almış gidiyor. Sanki rant hane gibi kullanılıyor. Çok acı bir durum ki atamasında şu adam referans oldu bana bakan bile dokunamaz felsefesi güdüyor.  Hemen aklımıza şu soru geliyor. Şuan ki bürokratların nasıl ve ne şekilde seçilip atama merciine hangi özellikleri ile servis edildiği de çok ilginç bir durum. Sanırım tabana bakılmaksızın, farklı kriterlerle makama sunuluyor olması çok üzüntü verici bir durum olarak gözler önüne seriliyor. Bu tercihler bu şekilde gidildiğin de hem tabandan uzaklaşıp hem de  kamuya farklı düşünce skalasına sahip bürokratların atanması ile bürokratik buhrana yol açacağı aşikardır. Bir üniversitenin rektörü her hafta özel hayat ile meşhur dallas dizisini aratmıyor. Bu şahsiyet akşam rüyada ne görüyorsa onu sabah uygulamaya çalışıyor. Devletin Yüksek Öğretim Kurumu ise olanları izliyor. Ne acı bir manzara anlayan için ama artık bakmakla yetiniyoruz. 

Artık devimler geçire geçire dost dediğimiz insanların bizi dost olarak görmediği, aynı pencereden baktığımız insanların ise pencerelerini kendileri için tahsis etiklerini görür olduk. Çıkar içinde kaybolanları sahte gülüş altında içindeki pisliği mazlum insanların üzerine döken insanları görür olduk. Geçmişini bildiğimiz insanların ergi eline geçirdiğinde ilk işinin kendi düşünce düzlemindeki insanları yok ettiğini gördük. Bozulan, dejenere olan bir yapı oluştu bu cerahata neşter atılmadığı zaman tüm sistem çürüyüp yok olacağı aşikârdır. O kadar acı verici olaylar yaşandı ki şu kısa zaman da ve bakılmakla yetinildi. Yerel seçimler sonucu yerel yönetimde işten atılan sözleşmeli memurlar ve taşeron işçiler can çekişirken uzaktan izlenildi. Bunu gibi bir çok acı verici olaylara müdahale edilmeyip el ovuşturuldu. 

Hata yapan bürokratı bedeli ne olursa olsun korunuyorsa alt tabaka da aynı düşünceye sahip diye ekmekleri elinden alınan vatandaşa da sahip çıkılması gerekmez mi? 

Ülkemiz zor zamanlardan geçiyor devlete sahip çıkmalıyız. Ama biz canımız pahasına sahip çıkarken devletin bir yerinde kendi çıkarlarını koruyan bürokratların da kimin neyi olduğuna bakılmadan kesilmesi elzem hal almıştır. Bunu yapabiliyorsak adaletli olmayı biliyoruz demektir. 
Adalet Hz. Ömer’in yaklaşımıyla olacağı apaçık meydandayken mazlumun hakkını korumak en yüce görevdir. Hem hak nezdinde hem de halk nezdinde. 

Yasin Erdem
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.