Samuel Beckett’in ‘Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil.’ şeklindeki cesaret aşılayıcı, kazanmaya isteklendirici, yenilince yelkenleri suya indirmemeyi öğütleyici sözünü çok seviyorum .

Keşke bu sözde verilen mesajı eğitim hayatına salıp orada yaşatabilsek! İnanınız, o kadar rahatlayacağız ki! İnanınız, eğitim hayatı o kadar kolaylaşacak ve basitleşecek ki! İnanız, eğitim hayatında boca etme ve bocalama hiç olmayacak.

Ve sadede geleceğiz, basit, anlaşılır, duru ve sade bir eğitim yapısına kavuşacağız. Ama an itibarıyla görünen şudur ki: ‘EĞİTİM ORTAMLARI SINAVLARLA CEDELLEŞİYOR; SINAVLARLA VE SINAVLARIN ÜRETTİĞİ YAYINEVLERİ, ÖZEL DERSLER VE ETÜT MERKEZLERİ İLE BOĞULMUŞ DURUMDA; DÜNDEN DAHA FAZLA NEFES ALMAYA İHTİYACI VAR YANİ ŞÖYLE GÖKYÜZÜNE VE YAŞADIĞIMIZ TABİATA BAKARAK BİR OH ÇEKMEYE VE RAHATLAMAYA...’

Pekala nasıl olacak bu rahatlama ve nefes alma? 15 Ekim 2018 günü Sayın SELÇUK’un vizyon belgesi ilanında bunları görebilecek miyiz? Ben, ümitliyim ama dağ fare doğurursa ne olacak? Hayallerimiz suya düşerse düşlerimiz ne olacak? Başka baharlara mı erteleyeceğiz eğitimde beklenen devrimi? İhtiyat aşılayan sorular, sorular, sorular... Evet, Sayın SELÇUK, bir soluk oldu. Ama o soluk, eğitim ortamlarına nefes aldıracak devrimlerin bir kısmını meydana üflemeli artık. İleri olan devrimlere ise eğitim ortamlarını hazırlamalı. Yani, eğitim ortamını birçok ileri devrime gebe bırakmalı.

İlk aşamada sınavlar konusuna el atılmalı. Bunu defaatle ifade ediyorum. Sınavların, açık uçlu ya da test şeklinde olmasının çocuklarımızın hayallerini açabilecek bir özgürlüğe haiz olmadığını düşünüyorum. Sınavlar açık uçlu mu test mi olsun, tartışması boşuna kürek çekmedir. Biz, daha ötelerde beliren ufka odaklanıp orayı konuşmalıyız. Ve oraya hazırlanmalıyız. Testlerde bilginin değil de düşünmenin ölçülmesi ya da hayallerin hayatını zindana çeviren testlerin içinde muhakemeye özendirme de bana göre dişe dokunur değildir. Bu gibi yenilik adı altında yapılan girişimler, göz boyamadır, çağa kulak kapamadır ya da çok sığ ve basit bir çağa ayak uydurmadır. Bunlar çağın gerisindedir, zaman kaybıdır, ileri süsü ile atılan yetersiz adımlardır. Bu gibi değişimler ya da yenilikler sadece şekildir, süstür ve asla çocuklarımıza başka başka dünyaların kapılarını açamaz. Açsa açsa -mış gibi bir yaşamın kapılarını açar.

Onun içindir ki sınavlar kaldırılmalıdır. Sınavsız bir düzene eğitim ortamları hazırlanmalıdır. Bu olmazsa olmazdır. Unutmayınız ki sadece bilmek seçenekleri azaltır; bilmek, düşünmek ve hayal kurmak seçenekleri çoğaltır. Sınavlar, düşünmeye ve hayal kurmaya asla özendirmez. Sınavlar; yeni dünyada kurudur, köhnedir, sığdır ve dardır. Sınavlar, balyoz gibi kalemlerle hayalleri yıkar. Sınavlar, korku ve endişeyi artırır. Sınavlar, yalnızca tekdüzeliğin çıkış kapılarını gösterir. Sınavlar, -mış gibi yaşamları yaratır ve çoğaltır. Sınavlar dünyası renksiz, cansız, coşkusuzdur.
Çocuklarımızın hayallerine özgürce kanat çırpmaları isteniyorsa zihnen ve kalben huzurlu ve güvenli bir eğitim ortamı yaratınız. Bu da ancak sınavların ortadan kaldırılması ile mümkündür.

Bakınız, bardağınıza çay doldurulurken dahi dudak payı bırakılmasını istersiniz. Dudak payı; çay bardağı ile temasınızı sağlar, dudağınızın siz çayı yudumlerken yanmasını önler. Keyifle, huzurla ve güven içinde çayınızı içersiniz. Ama çocuklarımız -soruyorum size- sınavlı eğitim sisteminin içinde HATA YA DA YANLIŞ YAPMA PAYINA SAHİP MİDİR? Hayır. Böyle bir pay yok onlar için, merkezi bir sınavda yanlış yaptıkları an kendilerine bir sonuç belgesi ile fatura kesiliyor. Ve o belgelerde yanlışların nasıl kendilerini yaktığını görüyorlar. Böyle böyle yanlış ya da hata yapmaktan korkan ve endişe duyan bir nesil yetiştiriyoruz. Soruyorum sizlere. YANLIŞ YAPMAKTAN KORKAN BİR NESİL, DENER Mİ? ELBETTE DENEMEZ. ELBETTE YENİLMEKTEN VE KAYBETMEKTEN KORKAR. HALBUKİ EDİSON, O MEŞHUR İCADI İÇİN KAÇ DENEME YAPMIŞTIR, ÖYLE DEĞİL Mİ? BİNLERCE DENEME YAPMIŞTIR...

Geçenlerde sosyal medya üzerinde yukarıda söz ettiğim konular ile ilgili güzel ve özel bir video izledim. Videodaki konuşmacı, büyük büyük şirketlerin bile çalışanlarına çalışmalarında devamlı deneme yapmaları için bazı boşluklar yani hata/yanlış payları bıraktığını söylüyordu. Ne güzel öyle değil mi! İnsan, bu ortamda zihin ve kalp rahatlığına kavuşur valla. Öyle de oluyor zaten ve bu boşluk ya da pay onlara büyük bir rahatlık sağlıyor. O rahatlıkta kafalar çok iyi çalışıyor. O rahatlık zihinlerine ve kalplerine nefes aldırıyor. O rahatlık o ortama manen ve madden oksijen pompalıyor. Doğal zeka ve hayal dünyası kanatlanma, yükselme özgürlüğüne kavuşuyor. ‘Martı Jonathan Lıvıngston’ öyküsündeki kanatlanmaya ve uçmaya benzer bir kanatlanma ve uçma ile büyük resmi görme imkanı sağlanıyor ve fırsatlar da böyle böyle çıkarılıyor karşılarına. Deneme, yenilme de... Bıkmadan süren deneme ve yenilme de...

İşte çocuklarımıza eğitm ortamlarında böyle bir pay ya da boşluk bırakmalıyız. Boğucu ve eskide kalmış sınav ile geliştirme ya da yetiştirme usulünü terk etmeliyiz. Çocuklarımıza, doğal zekalarını kullanabilecekleri, hayallerine açılabilecekleri eğitim ortamlarını yaratmalıyız. Sınırları olmayan açıldıkça açılabilen... Deneyebilecekleri, hata yapabilecekleri, yürüyebilecekleri, düşünebilecekleri, sorgulayabilecekleri, yenilebilecekleri, asla pes etmeyecekleri, iliklerine kadar hayatı hissedecekleri ve yaşayabilecekleri, hareketlerinin kısıtlanmayacağı engin ve derin bir eğitim ortamı...

Deha potansiyeli olan çocuklarımızı bir noktaya gelince tutarak yerinde saydıran, diğerlerini -mış gibi yapan, ötekileri ise bir çöp gibi bir köşeye atan, hata ya da yanlış payı olmayan, korku ve endişe salan sınavlı sistemi terk etme zamanı geldi. SAYIN SELÇUK VERİN ARTIK ŞU MÜJDEYİ!..

ÇOCUKLARIMIZIN HATA YA DA YANLIŞ PAYI OLSUN! VE BUNA GÖRE DÜZENLENSİN HER ŞEY... VE ÇOCUKLARIMIZ O DÜZENDE HAYALLERİNE ÇIKABİLSİNLER... DÖNÜP DÖNÜP OKUMASINLAR... GEZE GEZE, HAREKET EDE EDE, DÜŞÜNE DÜŞÜNE, YENİLE YENİLE OKUSUNLAR... BAKINIZ MUCİTLERE, KAŞİFLERE, DEHALARA, UYGARLIĞA KATKI SUNANLARA... GÖRÜRSÜNÜZ NE DEMEK İSTEDİĞİMİZİ...

ESİN KAYNAKLARIM:

https://www.youtube.com/watch?v=LGCZCo-rgu4 – KORKUDAN-BARIŞ ÖZCAN

https://www.imdb.com/title/tt2582802/ -WHIPLASH

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır (YUNUS EMRE)

https://www.youtube.com/watch?v=sRc06D93_sc – YAŞAMAK İSTEMEM ARANIZDA-YAVUZ ÇETİN

https://www.youtube.com/watch?v=Z4Jz36D8LKY – EMRE SOYER

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Nfjfjf 3 ay önce

lise de 2 kere kalanlar okula tekrar dönebilecek mi ?

Misafir Avatar
veli 3 ay önce

Öğretmen atamaları ile ilgili düzenlemelerde de müjde bekliyoruz

Misafir Avatar
Yilmaz 3 ay önce

Sayin bakanin dunyada basariyi yakalamis ulkeleri incelemesi uyarlamasi degil uygulamasi gerekir tabii izin verirlerse cunki onundeki en buyuk engel degistirmeyi basaramadigi kohnemis zihniyetli burokratlari var. Koltuk degistirtmek zihniyet degistirtmek degildir

Misafir Avatar
eğitimci 3 ay önce

Özel derse ihtiyaç kalmayacak bir yerleştirme ,öğrencilerin yeteneklerinin tarafsızca ölçülüp bilimsel yönlendirmenin yapıldığı ,hiç kimsenin üniversite kapılarına yığılmak zorunda olmadan aldığı mesleki eğitimle iş bulabildiği(Almanya gibi) bir sistem olmalı.Eğitimciler de mutlaka başarı ve çalışmasına göre ücret almalı. Şu anda olağan üstü çaba sarfeden öğretmen ile yan gelip yatan arasında ücret yönünden fark yok. Bunların mutlaka düzeltilmesi gerekli.

Misafir Avatar
fenci 3 ay önce

hata yapmaktan korkan nesilmi yetişyor??? hiçde öyle değil koridorda öğremenine yol vermeyen egoist bencil saygısız bir nesil yetişiyor