Umudun küfürbazları, ihanet çemberinin şeytanları arttı. Yok sayıldı masuma dair ne varsa, yıkıldı gök kubbe samimiyetin üstüne… Ezildi insanlığın, insan olma onuru… 

Nevi şahsına münhasır bir yaşam biçimim vardır. Özünde hemen hemen bütün insanların hayat hikâyelerine benzesem de hayata başka pencerelerden bakmayı severim. Biraz ehli keyif, biraz suskun, biraz cömert, bazen asabi ve sert ama çoğunlukla çocuk kalmayı başarmış bir ruhun sahibiyim. Azıcık karıştırınca orasını burasını, yüreğimin kuytularından buğulu sözcükler dökülür, çocuk ruhunun özünde olan en saf haliyle… Hep böyle midir ki hayat? Bu mümkün müdür? Bu kadar kirlenen dünyada temiz kalmak kolay mıdır?

Sahi edep neydi? Emek neydi? 

Allah’a sonsuz şükürler olsun ki çamurlu yolları ve birleştirilmiş sınıflı köy okullarından gelip uzayda bir yeri işgal etmenin verdiği sorumluluk algısıyla hareket etmeye çalışıyorum. Hacim olarak ifade edilen kaplama ve kapsama alanımız mazimizin donanımlarını haykırıyor yüzümüze… Beyhude geçen bir ömrün arkasından hayıflanmıyoruz. Zira hayatı beyhudelere teslim edecek kadar umarsız değil yüreğimiz. Toprak kokar bedenimiz ve iklim iklim bahar fışkırır ruhumuz. Umudun yolcusu olmak gayretidir, yanı başımızdaki küskün ve dargın yüreklere… Kırılan dökülen her ne varsa derleyip toplamak azmiyle örüntülüdür varlığımız. Bu da bazen kendine yönelik eylemleri geciktirir. Bir ben olamam mesela. Ben başıma kalamam. Çünkü hep birilerine payanda olmak, güç katmak aşk ve sevgi tohumları serpmek içindir vakitli vakitsiz gayretimiz. Vatan denilince kalan her şeye teferruat diyecek kadar namusludur, kalbimiz.  Misafir olduğumuz dünya mekânına yatırım yapmayı önemseriz elbette. Lakin kalıcı olmadığımız yerde kiracı gibi davranmayı da biliriz. Musallada herkesin eşitleneceğine inanırız. Ne varsa dünya metanetine dair hepsinin sıfırlanacağından haberdardır yüreğimiz. Üzmemek için üzülmeyi göze almış ruhun bedenle buluştuğu yerdeyiz. Ama sonuçta insanız, beşeriz şaşarız mutlaka… Ve yanar bizim de yüreğimiz. Acıtır bazı davranışlar, incitir insan kalma çabamızı, onurumuzu… Yenik düşeriz nefsimize ve zayii ederiz belki de onlarca anlamlı birikmişi. 

Bilmiyorum, sadece umut etmek istiyorum, güzele dair her şeyi… Umudumuzu kırdılar, gün geldi bizi diri diri toprağa gömüp, yine bir sırtı kalının ifadesiyle (ki bu sırtı kalın rüyasında göremeyeceği yerde müdür yapılmış yazık!) üzerimize kalın bir beton döktüler. Yok saydılar tüm birikmişlerimizi. Bulunduğumuz yere gelene kadar yaptığımız yatırımları, heybemizdeki bütün güzellikleri, alın terimizi, göz nurumuzu hiç ettiler. 15 Temmuz gecesi sokağa çıkıp tanklara meydan okuyan yüreklerin büyük Türkiye fotoğrafını göremediler. Ama aziz Türk Milleti büyük işlerin insanları, bireysel çıkarcılara takılı kalmadılar ve kalmayacaklar da. Ne kadar görev ve sorumluluktan uzak tutulsalar da bu ülkenin has evlatları pes etmedi, etmeyecek. Hiç kimse unutmamalıdır ki, hiçbir makam kadıya mülk değildir. Sadece insanların gönül makamına erişmiş olanlar kazançlı çıkacaktır bu süreçten. Kaldı ki pire için yorgan yakmaya, muhtara kızıp merayı biçmeye tevessül edecek değil ya gönlü güzel vatan evlatları. Zira o kadar derdi dururken ülkenin, bireyde kaybedilmiş başarıların sözü mü edilecekti yani. Elbette hayır… Ama insanız işte, hatırlatma gereği duyuyor kendini bazen. Tam kendi derdimizle hemhal olalım derken toplumsal, ulusal, uluslararası sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyoruz. Bugün ülkemizin ve yeryüzünün başında musallat olan korona virüsten de, yine toplumsal uzlaşı, sağduyu ve birbirimize karşı saygı çerçevesinde kurtulacağız. Zengini, fakiri, torpillisi, torpilsizi, ihtiyarı, genci, zalimi mazlumu yok bu işin. İçimizdeki tüm ayrılıkları bir kenara bırakacak başta sağlık çalışanlarımıza dua ederek bir ve beraber olacağız. Devletimize Allah zeval vermesin inşallah. Devletimizin yanında Çanakkale ruhuyla, Malazgirt ruhuyla, Kurtuluş Mücadelesi rihiyle,15 Temmuz ruhuyla dimdik duracağız.

Sonuçta, bu ülke birçok badireyi daha arkasında bırakarak bundan yüzyıl önce çizilmiş olan büyük vizyona kilitlendi. “ Cumhuriyetin kuruluşunun yüzüncü yılında “Muasır medeniyetlerin ötesinde bir güzel hayat yaşanması arzusu” herkesin ve her kesimin ortak payesi oldu. İri olmak, diri olmak zorunda olan Türk halkı Anadolu’nun asil evlatları yine yeniden kardeşlik duygusunu ön plana taşımayı başaracaktır. 2023, 2053, 2071 ve daha nice yeni hedeflere koşmak için devletimizin yanındayız. Umudun gerçeğe dönüşmesi adına eylem planlarını hayata geçirecek yüreklere selam olsun. Hiç kimseyi ötelemeden-ötekileştirmeden bütün gönül coğrafyamızı kucaklayarak ve yakından uzağa ilkesiyle misafirperver olma sevdamızı güçlendirip dünya ölçeğinde yeniden dirilmenin adı olacaktır Anadolu… Nadasa bırakılan beyinlerin bir an önce işin içine dâhil edilmesi ve toplumu geren çıkar gruplarının bir an önce ayıklanması zaman alacak belki ama yapılması elzemdir.

Bu duygularla “bir bir ve hep birlikte” ülkemizi seviyor ve vatansa mesele kalan her şey teferruattır, diyoruz.

Selam ve hürmetle
İrfan ERTAV
irfanertav@gmail.com 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.