ABONE OL






İsrafı önlemek için geçtiğimiz gün başlatılan Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık Kampanyası ile israfın önüne geçilmesi hedefleniyor. Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık Kampanyası'nın detayları şöyle:

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla "Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık" kampanyası başladı. Vatandaşlardan "sofranasahipcik.com" web sitesine girerek bu konuda "söz vermesi" istendi. Yapılan açıklamada, ''dünyada üretilen gıdanın her yıl üçte birinin kayıp ve israf edildiğinin altı çizilerek "Ülkemizde her yıl 18,8 milyon ton gıda çöpe gidiyor. Yüzde 2 civarında gıdayı çöpe göndermekten vazgeçersek bu 10 milyar lira anlamına gelir ve 360 bin ailenin 1 yıllık asgari geçimini karşılar. Bakan Pakdemirli'nin katılımıyla yapılacak tanıtım etkinliğiyle 'sofranasahipcik.com' web sitesine girilerek gıdanın korunması ve sofraya sahip çıkılması için vatandaşların 'söz vermesi' istenecek. Böylece gıda israfı konusunda milyonlarca insanda farkındalık oluşturulması hedefleniyor." denilmişti.


Söz konusu uygulama için oluşturulan sitenin ''ne yapabilirsiniz?'' bölümünde ''artan sebzeler ile leziz çorbalar hazırlayarak gıdanı koru. Dalından koparılan her gıdanın kıymetini bil, israfı durdurarak gıdanı koru. Tazeliğini yitirmeye başlayan sebzelere omlet ile son bir şans ver, gıdanı koru. Listesiz alışverişe çıkma, gıdanı koru. Son tüketim tarihini kontrol et, gıdanı koru. Tabağında yemek bırakma, gıdanı koru. Her bir yudum sütün değerini bil, gıdanı koru. Yarım kalmasına değil yemek olmasına sebep ol, gıdanı koru. Tek bir yaprağını ziyan etme, gıdanı koru. Açken alışverişe çıkma, gıdanı koru. İsraftan kaçın, dünyayı korumak için gıdanı koru. Fazla olanı dondur, çürümesine engel olarak gıdanı koru. İsrafa karşı her lokmanın kıymetini bil, gıdanı koru. Ekmek bayatladıysa çöpe atma, çorbana kat gıdanı koru. Fazla yemekleri doğru yöntemle sakla, gıdanı koru. Ekmeğine sahip çık, gıdanı koru. Dış görünüşün aldatmasına izin verme olgunlaşmış muzun faydalarını bil, gıdanı koru. Buzdolabını doğru sıcaklığa ayarla, gıdanı koru. Buzdolabını düzenle, gıdanı koru. İsraf etme, suyunu ve gıdanı koru. Küçük kaplarda sakla, gıdanı koru. Hemen çöpe atma, gıdanı koru. Çekirdekleri ile muhafaza et, gıdanı koru.'' açıklaması yer almaktadır. 

''Tabağında Yemek Bırakma Gıdanı Koru'' sloganı ile başlatılan uygulamada ''dünyada olduğu gibi ülkemizde de gıda israfı ne yazık ki göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Türkiye'de her gün 51 bin tona yakın gıda bozulduğu, kullanılmadığı ya da artık olarak görüldüğü için çöpe atılıyor.'' açıklaması yer alıyor.

Kültürümüzde tabağa konulan her yemeğin bitirilmesi çok önemli bir yere sahip. Öyle ki “O tabak bitecek, arkandan ağlar” gibi sözler ile tabağımıza konulan her yemeği bitirmemiz söylenerek büyüdük. Tabağımızda yemek bırakmamanın, yemeğin duyguları ile ilgili değil de gıda israfı ile mücadelenin en önemli adımlarından biri olduğunu ise sonradan öğrendik. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de gıda israfı ne yazık ki göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Türkiye’de her gün 51 bin tona yakın gıda bozulduğu, kullanılmadığı ya da artık olarak görüldüğü için çöpe atılıyor. Bununla başa çıkmak için alınabilecek birçok önlem var. Daha önceki yazılarda bahsettiğimiz gibi gıda israfı ile mücadelede ihtiyacımızdan fazla gıda ürünü satın almamak, uygun koşullarda saklamak ve gerektiğinde dondurmak, son tüketim tarihini geçmeden tüketmek gibi birçok madde bulunuyor. Bu yazıda ise daha küçük porsiyonlarla servis etmenin öneminden ve bizlere kazandırabileceklerinden bahsedeceğiz. Yemek yerken “Önce gözüm doysun” diyenlerdenseniz, tabağınıza her defasında yiyeceğinizden çok daha fazla yemek alıp yarım bırakıyor, ardından çöpe atıyorsanız gıda israfının kapılarını sonuna kadar açıyorsunuz demektir. Gıda israfı ile mücadelenin en önemli adımlarından biri bilinçli tüketimdir. Küçük porsiyonlar ile servis yapmak yalnızca diyet yapanlar için değil herkes için gereklidir. Bu sayede yiyeceğinizden fazla yemeği tabağınıza alıp sonrasında onların çöpe dökülmesine engel olabilirsiniz. Unutmayın, doymazsanız her zaman tabağınıza ilave yemek alabilirsiniz ancak tabağınızdaki artan yemekleri yeniden tencereye dökemezsiniz. Siz de daha küçük porsiyonlar ile servis yaparak evinizde gıda israfına dur diyebilir, Türkiye’nin gıdasını korumasına destekte bulunabilirsiniz. Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşarak onları da konu hakkında bilgilendirebilir, gıda israfı ile mücadeleye davet edebilirsiniz.

''Her Lokmanın Kıymetini Bil, Gıdanı Koru'' sloganı ile başlatılan uygulamada ''dünyada her 100 kişiden 11'i açlıkla mücadele ediyor ve her gün 25 bin insan açlık sebebi ile ölüyorken, 1.5 milyar ton gıdanın çöpe atıldığına inanabiliyor musunuz? Ülkemizde her gün bozulan, küflenen ya da yenilmeyen 50 bin tonluk gıda çöpe gidiyor.'' açıklaması yer alıyor.

Ülkemizin olduğu kadar dünyanın da en büyük problemlerinden biri olan gıda israfı ile evde alacağımız küçük önlemler sayesinde mücadele edebileceğimizi biliyor muydunuz? Dünyada her 100 kişiden 11’i açlıkla mücadele ediyor ve her gün 25 bin insan açlık sebebi ile ölüyorken, 1.5 milyar ton gıdanın çöpe atıldığına inanabiliyor musunuz? Ülkemizde her gün bozulan, küflenen ya da yenilmeyen 50 bin tonluk gıda çöpe gidiyor. Bu israfla ancak el ele verirsek ve hepimiz kendi evlerimizde israfı azaltabilirsek mücadele edebiliriz. Yediğimiz her lokmanın kıymetini bilerek gıda israfı ile başa çıkabiliriz. Hepimizin evinde uygulayabileceği küçük önemler ise şöyle; Planlı ve listeli alışveriş yapın. Böylece ihtiyacınız kadarını alarak gıdalarınızı taze olarak tüketebilir, bozulmalarına imkan tanımazsınız. Listenizi hazırlarken buzdolabınızı kontrol etmeli ve besinlerin hava akımından yeterince faydalanabilmesi için en fazla %70’ini dolduracak şekilde alışveriş yapmalısınız. Tüketeceğiniz kadar pişirin. Pişmiş gıdaların buzdolabı içerisinde saklanma süresi çiğ gıdalara oranla daha kısa. Bu sebeple tüketeceğinizden fazla yemek hazırlamamalı, böyle olması halinde uygun koşullarda buzdolabında veya buzlukta yemeklerinizi muhafaza etmelisiniz. Porsiyonları küçültün. Hazırlamış olduğunuz yemekleri küçük porsiyonlarla servis ederek tabakta fazladan yemek kalmasına engel olabilirsiniz. Kalan yemeklerinizi çöpe atmak yerine değerlendirin. Bayatlayan ekmekleri kurutarak galeta unu yapabilir, pilavlardan çorba hazırlayabilirsiniz. Buzdolabınızı doğru ısıda kullanın ve sık sık temizleyin. Buzluk kısımlarını -18, buzdolabı kısımlarını ise 4 dereceden daha yüksek sıcaklığa ayarlamayın. Önceden aldığınız gıdaları ön raflara alarak tüketirken önceliklendirmeye özen gösterin. Hepimizin kendi evinde kolayca alabileceği bu önlemler ile gıda israfını önce evimizde sonra ülkemizde ve tüm dünyada bitirebiliriz. Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşarak onları da israfı önlemeye davet edebilir, Türkiye’nin gıdasını korumak için başlatılan bu mücadelede yerinizi alabilirsiniz.

''Hemen Çöpe Atma, Gıdanı Koru'' sloganı ile başlatılan uygulamada ''vitamin deposu sebzeler ile hem lezzetli hem de sağlıklı yemekler yaparak onları değerlendirebilirsiniz. Bu yöntem sizi ''bu akşam ne yesek'' sorusundan kurtaracağı gibi her güb çöpe atılan kilolarca gıdanın israfı ile mücadele etmenizi de sağlar.'' açıklaması yer alıyor.

Buzdolabının köşesinde kalan bir biber, salatalıkların arasına karışmış bir kabak, unutulan bir havuç, birkaç domates ve tüketilmesi gerekenden fazla alınıp dolapta beklemeye bırakılan tüm yalnız sebzeler adına! Onları neden bir araya getirmiyoruz? Kaçırılmayacak indirimleri değerlendirip fazla fazla alınan, vaktiyle güzel bir yemeğe dönüşen ancak bir kısmı dolapta unutulan ya da “sonra değerlendiririm” denilip de kullanılmayan sebzeleri yalnızlıklarına terk etmek yerine bir araya getirmeye ne dersiniz? Vitamin deposu sebzeler ile hem lezzetli hem de sağlıklı yemekler yaparak onları değerlendirebilirsiniz. Bu yöntem sizi “Bu akşam ne yesek” sorusundan kurtaracağı gibi her gün çöpe atılan kilolarca gıdanın israfı ile mücadele etmenizi de sağlar. O halde bu durumlar için kurtarıcı olan iki yemekten bahsedelim! İlk yemeğimiz sofraların renkli yıldızı: türlü. Hangi sebzeleri kullanacağınız tamamen size kalmış. Patates, soğan, biber, sarımsak, patlıcan, kabak, havuç, domates, mantar; kısacası elinizin altında olan tüm sebzeleri bir araya getirerek lezzetli ve sağlıklı bir tencere yemeği yapabilirsiniz. Tencereye aldığınız bir parça zeytinyağı içerisinde pişme sıralarını göz önünde bulundurarak, yıkayıp dilimlediğiniz sebzeleri sotelemeye başlayın. Ardından biraz baharat ekleyin ve leziz yemeğinizi pişmeye bırakın. Gelelim bir diğer yemeğimize. Restoranların en sevilen tercihi, sebze sevdiren yemek: taneli sebze çorbası! Tıpkı türlüde yaptığımız gibi yine sebzelerimizi teker teker tavaya alarak soteliyoruz ancak bu sefer sebzeleri küçük küçük doğruyoruz. Sonrasında içerisine su, biraz da süt ilave ediyoruz. İster taneli ister blenderdan geçirerek süzme olarak servis edebilir, böylece arta kalan sebzelerinizi yalnızlıktan kurtarabilirsiniz. Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşarak onları da bilgilendirebilir, ülkemizin ve dünyamızın en büyük problemlerinden biri olan gıda israfı ile mücadeleye siz de destek sağlayabilirsiniz.

''Ekmeğine Sahip Çık, Gıdanı Koru'' sloganı ile başlatılan uygulamada ''ekmek israfı ile mücadelede alınabilecek pratik önlemler ile ekmeğinizi koruyabilir, çöpe atılmasına engel olabilirsiniz. Nasıl mı? Tükettiğiniz kadar ekmek almak, ekmek israfı ile mücadelede altın kuralınız olmalı.'' açıklaması yer alıyor.

Ülkemizde her gün milyonlarca ekmeğin çöpe atıldığını biliyor muydunuz? Alınabilecek pratik önlemlerle ve ekmekleri değerlendirme yollarını öğrenerek bu israfa engel olabilmek bizim elimizde! Yalnızca sofralarımızın değil kültürümüzün de çok önemli bir değeridir ekmek. Atasözlerinde, deyimlerde yer alır, emeği simgeler. Ancak ne yazık ki bizler için bu kadar kıymetli olan ekmeği sıklıkla israf ediyoruz. Bayatlama ve küflenme sebebi ile çöpe atılan ekmekler, ülkemiz için hem büyük bir maddi kayba sebep olmakta hem de gıda israfının çok büyük bir kısmını oluşturmakta. Ekmek israfı ile mücadelede alınabilecek pratik önlemler ile ekmeğinizi koruyabilir, çöpe atılmasına engel olabilirsiniz. Nasıl mı? Tükettiğiniz kadar ekmek almak, ekmek israfı ile mücadelede altın kuralınız olmalı. Ekmeklerin tüketim esnası dışında hava ile teması olmamalıdır. Bu sebeple ağzı sıkıca kapatılan poşetlerde, kapalı ekmek kutularında saklanmalıdır. Ekmeğinizi muhafaza ettiğiniz yer serin ve kuru olmalıdır. Sıcak ekmekler soğutulduktan sonra ağzı kapalı bir şekilde saklanmalıdır. Aksi halde ekmek, poşet içerisinde nemlenir ve küflenir. Eğer poşetlerde ekmeğin neminden ötürü buharlaşma görülürse poşet derhal değiştirilmeli ve ekmek kağıt havluya sarılarak kaldırılmalıdır. Birkaç gün içerisinde tüketeceğiniz ekmekleri ağzı kapalı şekilde buzdolabında muhafaza edebilirsiniz. Ancak kısa süre içerisinde yenmeyecek ekmeklerin buzdolabında değil buzlukta saklanması gerekir. Buzluğa atıp dondurduğunuz ekmeklerin yiyeceğiniz kadarını çıkarıp tüketebilirsiniz. Bayatlayan ekmekleri çöpe atmak yerine bayat ekmekler ile yapılabilen birçok tatlı ve yemek tarifini uygulayabilir, kahvaltılar için yumurtalı ekmek yapabilirsiniz. Ayrıca ekmekleri kurutarak galeta unu, tavada baharat ve yağ ile çevirerek çorba ve salatalar için kruton hazırlayabilirsiniz. Siz de kolayca uygulayabileceğiniz bu muhafaza etme ve değerlendirme yöntemleri ile evinizdeki ekmek israfını sıfıra indirebilirsiniz. Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşarak Türkiye’nin gıdasını koruması için başlatılan harekette siz de yerinizi alabilirsiniz. 

İYİ UYGULAMALAR

Gıda İsrafı Nedir?

Tüketiciler ve gıda işletmecilerinin hatalı alışkanlıkları sonucunda tüketime elverişli gıdalarımızın kaybedilmesi veya israf edilmesi “gıda israfı” olarak tanımlanmaktadır.

Örneğin,

Bizim gözümüze güzel gelen şekil, renk ve boyutların dışındaki taze gıdalar, satışa çıkarılmadan önce ayıklanarak ziyan edilmektedir.
Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) yaklaşan ya da geçmiş gıdalar genellikle satıcılar ve tüketiciler tarafından ziyan edilmektedir. Oysa ki Son Tüketim Tarihi’nden (STT) farklı olarak, (TETT) ürünlerin belirli bir tarihten sonra da sağlıklı bir şekilde tüketilebileceğine, sadece renk, form, pişme süresi gibi özelliklerinin değişeceğine işaret etmektedir.
Artan gıdalar, yenilebilir durumda olmalarına rağmen, genellikle değerlendirilmemekte ve mutfaklardan ya da gıda hizmeti sağlayan yerlerde çöpe atılmaktadır.

Gıda Kaybı Nedir?

Gıda israfından farklı olarak gıda kaybı, tüketicinin eline geçmeden önceki süreçte, gıdanın üretimden arza kadar olan süreç boyunca kat ettiği yolda üretici ve tedarikçilerin hatalı alışkanlıkları ve seçimleri sonucunda tüketilebilir gıdalarımızın kaybedilmesi ve israf edilmesine verilen addır. Perakendeciler, gıda hizmet sektörü ve tüketiciler bu zincire dahil değildir. Kısaca hasattan/kesimden/avlanmadan sonra gıda arz zincirine giren ancak bir şekilde ziyan edilen gıdalar, gıda kaybını tanımlar.

Ben İsraf Yapıyor Muyum?

Maalesef, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek, hepimiz gıda israfı yapıyoruz. Önemli olan bunu elimizden geldiğince en aza indirebilmemiz. Ülkemizin en değerli hazinelerinden biri olan gıdamızı korumak ve soframıza sahip çıkmak için en temel ipuçlarını burada bulabilirsiniz. Farkında olmadan kaybettiğimiz ve israf ettiğimiz gıdalarımızı korumak için öncelikle şunların şart olduğunuz unutmayalım:

* Planlı, listeli alışveriş yapmamız
* İhtiyacımız kadar satın almamız
* Tüketeceğimiz kadar hazırlamamız
* Doğru koşullarda saklamamız

İsrafa Satın Alırken Başladığımızı Unutmayalım

Daha fazlası daha ucuz diye, yanında bedava ürün var diye veya aslında ihtiyacımızla doğrudan alakası olmayan sebeplerden dolayı plansız alışveriş yaparak israfa giden yolda ilk adımımızı attığımızın çoğu zaman farkında bile olmuyoruz Alışverişe gitmeden önce ihtiyacımızı listeleyelim, planlayalım. İhtiyacımız kadar alalım. Şekli bozuk diye dış güzelliğine aldanıp, iç güzelliğine önem vermeyerek meyvelerimizin sebzelerimizin kalbini kırmayalım. Yenilebilir ve sağlıklı durumda olan her gıdamızın bizim için birer nimet olduğunu unutmayalım. Soğukta saklamamız gereken gıdaları alışverişimizin en sonunda alabilir ve böylece eve giderken buzdolabı dışında geçirecekleri zamanı kısaltabiliriz.

Gıdalarımızı Doğru Saklayalım

Satın aldığımız gıdaların etiketlerini dikkatlice okuyalım ve ürünlerimizi mutlaka etikette belirtilen koşullar altında saklayalım. Mikroorganizmaların çoğalmasını yavaşlatmak ve gıdalarımızı daha uzun süre taze ve güvenilir tutmak için bazı gıdalarımızı buzdolabında saklamamız şart. Bunlar süt, et gibi etiketlerinde "Son Tüketim Tarihi" (STT) olan ve etiketinde buzdolabında muhafaza edilmesi gerektiği belirtilen gıdalar. Çiğ et, tavuk ve balıkları kısa süre içinde tüketmeyeceksek -18 C’de dondurmalıyız. Yumurtalarımızı yıkayıp yerleştirmek bozulma süresini kısaltıyor. Sadece görünür kirleri yumuşak bir bezle temizlemeli, yıkamak istiyorsak, kullanmadan hemen önce yıkamalıyız. Hububatlar, kolay muhafaza edilebilen dayanıklı gıdalardır. Buzdolabımızda yerimiz azsa, örneğin pirinç, un ve bulguru serin, kuru ve karanlık ortamlarda, diğer gıdalara oranla daha uzun süre saklayabiliriz. Patates, sarımsak, kuru soğan, yer elması ve balkabağı gibi kök sebzelerini de buzdolabında saklamamamız gerekiyor aslında. Bu sebze ve meyveleri delikli kaplarda, direk güneş ışığına maruz bırakmadan serin bir ortamda saklayabiliriz. Elma, kayısı, üzüm, şeftali, nektar, kavun, incir gibi bazı meyveler olgunlaşma hormonu olarak bilinen etilen gazı salgılar. Etilen gazına hassas olan muz, armut, erik, domates, lahana, havuç, salatalık, taze fasulye gibi sebze ve meyveler bu gazdan etkilenerek daha hızlı çürürler. Dolayısıyla bu iki grubun birlikte durmalarına müsaade etmemeliyiz.

Buzdolabını Nasıl Kullanmalıyım?

Buzdolabı ve dondurucumuzu düzenli olarak temizleyelim ve sıcaklıklarını düzenli olarak kontrol edelim. Buzdolabımızın sıcaklığı 4 ⁰C ve altında olmalı. Gıdalarımızı saklarken “ilk giren ilk çıkar” kuralını uygulayalım. Mesela iki yumurtamız vardı ve bir kutu yumurta daha aldık. Yemek pişirirken önce mutlaka daha önceden kalan o iki yumurtamızı kullanalım. Çiğ ürünleri; pişmiş yemeklerin ve hazır yemeklerin altında ayrı bir rafa koymalıyız. Gıdalarımızı aralarında soğuk hava geçişini sağlayacak şekilde aralıklı olarak yerleştirmeliyiz. Buzdolabı kapısını mümkün olduğunca kapalı tutmalıyız. Hem ürünlerimizin aynı soğuklukta kalması, hem de elektrik enerjisiden tasarruf etmek için. Pişirdiğimiz büyük porsiyonlu yemekleri ve tatlıları sıcakken buzdolabına asla koymamalıyız. Bu hem buzdolabımıza hem de buzdolabında sakladığınız gıdalarımıza zarar verir. Çapraz bulaşmayı önlemek için gıdalarımızı kapaklı kaplar içinde buzdolabına yerleştirmeliyiz.

Dondurucuyu Nasıl Kullanmalıyım?

Daha düşük sıcaklık koşulları gerekmiyorsa dondurucumuzun sıcaklığını -18 ⁰C’ye ayarlayabiliriz. Dondurucumuzun sıcaklığını da düzenli aralıklarla kontrol etmeliyiz. Dondurucumuza asla sıcak ürün koymamalıyız. Dondurucumuzu da soğuk hava geçişini engelleyecek şekilde aşırı doldurmamalıyız, gıdalarımızı aralıklı olarak yerleştirebiliriz.

Kileri veya Mutfak Dolabımı Nasıl Kullanabilirim?

Gıdalarımızı oda sıcaklığında depolayacağımız yerleri serin, kuru ve temiz tutmalıyız. Kiler veya dolaplarımıza hava giriş çıkışı olduğundan ve rutubet olmadığından emin olmalıyız. Gıdalarımızı direkt güneş ışığından da korumalıyız. Gıdalarımızı yerden ve eğer mümkünse duvardan 15 cm uzaklıkta depolamalıyız. Su veya haşerelerin zarar veremeyeceği şekilde sağlam ve dayanıklı kaplarda saklamalıyız.

Artan Yemekleri Ne Yapabilirim?

Yemeği soğutmak ne kadar uzun sürerse, yemekteki mikroorganizma sayısı da o kadar çok artar. Mikroorganizmaların çoğalmasını engellemek için, yemeklerin hızlı bir şekilde soğutulması gerekmektedir. Hızlı soğutma için, büyük miktardaki yemekler daha küçük porsiyonlara ve küçük kaplara bölünmelidir. 2 saatten fazla oda sıcaklığında beklemiş olan yemekler tüketilmemelidir. Pişirilmiş, tüketime hazır yemekler pişirildikten sonraki 2 saat içinde hızlı soğutularak kapaklı kaplar içinde buzdolabına konulmalıdırlar. Buzdolabına konulan kapların aralarında soğuk hava geçişini sağlayacak aralıklar olması yemeğin daha hızlı soğumasını sağlayacaktır. Artan gıdaları mutlaka iki gün içinde kullanalım. Isıtılmış ancak tüketilmeyen yemekler tekrar muhafaza edilmemelidir. Buzdolabında muhafaza etmiş olduğumuz artan yemekler tekrar tüketilmeden önce hızlı bir şekilde pişirme sıcaklığına kadar ısıtılmalıdır (en az 74 °C ye kadar). Çorba gibi sıvı yemeklerimizi de kaynayana kadar ısıtmalıyız.

Tüketim Tarih Etiketlerine Dikkat: STT/TETT Farkı

Hiçbir gıda, ne kadar iyi saklanırsa saklansın, sonsuza kadar dayanamaz. Önceden paketlenmiş gıdaların çoğunda ya "son tüketim tarihi" ya da "tavsiye edilen tüketim tarihi" vardır. STT (son tüketim tarihi) mikrobiyolojik açıdan kolay bozulabilen ve bu nedenle insan sağlığı açısından kısa süre içerisinde tehlike oluşturması muhtemel olan gıdaların tüketilebileceği son tarihtir. Bu tarihten sonra gıdaları tüketmek tehlikeli olabilir. TETT (tavsiye edilen tüketim tarihi) uygun şekilde muhafaza edildiğinde, gıdanın kendine has özelliklerini koruduğu süreyi gösteren tarihtir. Yani gıdaların en yüksek kalitede ne kadar dayanabileceğini gösterir. Bazı gıdalar, son tüketim tarihinden sonra bile bozulmamış görünebilir ama bu o gıdayı tüketmenin güvenli olduğu anlamına gelmez. Gözle fark edilemeyen mikroorganizmalar, sizleri hasta edebilir. Bu sebeple son tüketim tarihi geçmiş gıdaları asla tüketmemeliyiz. Tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş bir gıdayı tüketmek ise tehlikeli olmayabilir. Bu gıda, tat, koku veya renk gibi özelliklerini yitirmiş olabilir.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin Açıklamaları

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık" projesi kapsamındaki "Söz Veriyorum" kampanyası ile ilgili, "Bugün bu lansmanla beraber tanıttığımız kampanya, diğer taraftan sosyal medya ve sosyal mecra kanallarından da tanıtılıyor. Hızlı bir şekilde bu konuyla ilgili farkındalığın artması ve hem de burada bir dünya rekoru kırılması hedefleniyor." dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde gerçekleştirilen "Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık" projesi kapsamındaki "Söz Veriyorum" kampanyasının lansmanında yaptığı konuşmada, "Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık" projesinin dünyaya örnek olacak bir duruma geldiğini, oluşturulan farkındalık çalışmalarıyla milyonlarca insanın dikkatini çektiğini söyledi.

Tarım ve gıdanın önemine değinen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Tarım yapılabilir 50 santimetrelik (cm) bir toprak, ortalama olarak 20 bin yılda, yani 7,3 milyon günde oluşuyor. Ana besin kaynaklarımızdan birisi olan buğday, 9 ayda, yani 270 günde hasat ediliyor. Bir insan, açlığa su varsa 56 gün, su yoksa 14 gün dayanıyor. Gıda üretim kaynakları milyonlarca günde oluşuyor ve üretim yüzlerce günde yapılıyor. Gıdanın ortaya çıkış öyküsünü ne kadar iyi bilirsek elimizdekinin değerini o kadar iyi anlarız ve anlatabiliriz." ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bugün 7,8 milyar olan dünya nüfusunun, aşağı yukarı 30 yıl içerisinde 10 milyar olacağını aktararak, "Gıda talebine dayalı üretim artışı olarak da en azından yüzde 60 daha fazla gıdaya ihtiyaç olacak. Bu nasıl karşılanacak? Hem üretimi artırarak hem de gıda kayıp ve israflarını azaltarak karşılayabiliriz. Bugün yeni bir rakam vereceğim. BM'nin Temmuz 2020'deki son raporuna göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını 2020 sonu itibarıyla dünyada 130 milyon kişiyi daha kronik açlığa mahkum edebilir." şeklinde konuştu.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, tüm lojistik süreçleri içerisinde gıdanın yüzde 14'ünün kaybedildiğini ve bunu çözmek için birçok çözümle ilgili çalışmanın bakanlık ve dünyanın bütün ülkeleri tarafından yapıldığını anlattı.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, gıda israfı konusunda daha fazla bilinçlendirme, tüketiciyi ve tüketenleri bilinçlendirme kampanyasının yapılması gerektiğine işaret ederek, "Gıda okuryazarlığı son derece önemli. Gerçekten bir markete girildiğinde, gıdanın ele alındığında neyle karşı karşıya kalındığını, neyi tükettiğini, ne kadar alması gerektiğini ortalama bir vatandaşımızın biliyor olması ve çok iyi takip etmesi lazım. Bakanlığımızda Tarım ve Orman Akademisi var. Burada önümüzdeki günlerde gıda okuryazarlığına ait de çeşitli dersler veriyor olacağız." dedi.
Kampanyaya ilişkin özel bir web sitesi oluşturulduğu bilgisini paylaşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Toplumun her kesiminin destek vereceği güçlü bir iletişim süreci yürütülüyor. EBA TV'de özel ders olarak müfredata giriyor. 'Sofranasahipcik.com' adresine girip gıda kaybı ve israfına karşı mücadele edeceğimize söz vereceğiz." diye konuştu.

Söz konusu kampanyanın kayıp ve israf farkındalığına yönelik çalışmalar sırasında maskot olarak kullanılacak "Cano"yu da kamuoyuna tanıtan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Cano"nun kampanya boyunca restoran, kafe ve market gibi yerlerde kampanyayı hatırlatacağını aktardı.

Toplumun tüm kesimini "Söz Veriyorum" kampanyasına katılmaya davet eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu kampanya ile 2 milyon kişiyle dünyada çevrim içi olarak en çok imza atılan kampanya rekoru kırmayı hedeflediklerini kaydetti.
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Başarılı kampanyalar yürütme konusunda Bakanlığın gayretlerini sürdürdüğüne işaret eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Geçen yıl Geleceğe Nefes çok başarılı bir kampanyaydı. Bu sene de yine toplumsal bilinci ve farkındalığı artırmak maksadıyla 'Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık' sloganıyla bir kampanya başlattık." dedi.

Dünya ve Türkiye'de gıda üretimi ve israfının fazla olduğunu belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Üretilen her 3 gıda maddesinden birini maalesef çöpe atıyoruz. Örnek verecek olursak, evimize 3 ekmek alıyorsak bir tanesini maalesef çöpe atıyoruz veya toplam tarım paydaşları sektörü 20 milyon tonun üzerinde buğday üretiyorsa biz bunun 3'te birini çöpe atıyoruz. Buradaki kayıp ve israfları önlemek, tüketiciyi bilinçlendirmek maksadıyla aslında bu yola çıktık. 'www.sofranasahipcik.com' diye bir adresimiz var. Buraya milletimiz, vatandaşlarımız giriyor. İsim, soy isimlerini ve şehirlerini giriyorlar ve diyorlar ki 'evet, ben söz veriyorum,' Böylelikle kampanyaya milyonlarca insanımız bir şekilde sahip çıkmış oluyor. Bugün bu lansmanla beraber tanıttığımız kampanya, diğer taraftan sosyal medya ve sosyal mecra kanallarından da tanıtılıyor. Hızlı bir şekilde bu konuyla ilgili farkındalığın artması ve hem de burada bir dünya rekoru kırılması hedefleniyor. Tabii ki dünya rekorunu kırmak, 'bir rekor kıralım' maksadıyla değil, olabildiğince fazla insana ulaşıp özellikle gıdamızı korumakla ilgili farkındalığı artırmaktır." dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, özellikle Kovid-19 sürecinde söz konusu lansmanın gerçekleştirilmesine ilişkin, "Biz aslında korona çıkmadan önce bu yıl için bunu planlamıştık. Aslında lansman da belki mart ayında falan olacaktı ama koronayla birlikte lansmanı da biraz öteledik. Bir süre sonra da dedik 'Kovid-19 aslında bizim için bir fırsat.' İnsanlar gıdanın önemini anladılar. Tarımın önemini anladılar. Biz hep 'tarım, savunma sanayisinden daha önemlidir' diyorduk. Şimdi hakikaten bunu anladılar. Uçaklarınız olabilir, füzeleriniz olabilir, birçok şeyiniz olabilir ama eğer onu uçuracak olan insanlar açsa uçurma imkanınız yok. Bu yüzden gerçekten böyle zamanlarda tarımın çok stratejik olduğu, en az bir savunma sanayi kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Biz de bu maksatla bunu ertelemek istemedik." ifadelerini kullandı.

Lansmanı yapılan kampanyanın sürekli devam eden bir kampanya olduğunu vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Bu biraz daha hayat biçimimiz olacak bir kampanya... 2021'in ilk aylarında da, ilk çeyreğinde de 4-5 gün süresince Atıksız Mutfak diye bir yarışma düzenleyeceğiz. Buna tüm milletimiz davetli olacak. Ondan sonra herkes kendi deneyimini bize bir şekilde anlatacak. Burada da biz bu işin liderini, şampiyonunu mutlaka hep birlikte seçeceğiz." diye konuştu.

GIDANI KORU

GIDANI KORU SOFRANA SAHİP ÇIK
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
SAHRA BABACAN 1 ay önce

Söz veriyorum

Misafir Avatar
saziye tekin 1 ay önce

yerinde mantıklı