Alata, Erdemli ilçesinin içinde yer alan Tarım Bakanlığı ait bir dinlenme kampıdır.   “Bahçe Kültürleri Araştırma ve Eğitim Merkezi“ sahası içerisinde yer alan kamp,1985 yılında Eğitim ve Dinlenme Tesisleri olarak hizmete girmiş. SİT alanı içinde olduğu için de, burayı almak isteyenlerin iştahlarının kursaklarında kaldığı, söyleniyor.
 
Alata Kampı, son yıllarda -havası ve suyu beni hasta etmesine rağmen- tatilimizin vazgeçilmez adresi oldu. Bizim favori tatil yerimiz olan Didim”in saltanatına ortak oldu.

Bizleri buraya çeken husus ise, memur maaşı ile ancak bu kadar, bize göre lüks bir tatil yapma imkânını sağlamasıdır. Tabi lüks, kişilere göre değişen bir kavramdır. Kimileri beş yıldızlı otelleri lüks olarak kabul eder. Ama bizler için lüks, yıldızına bakmadan, başımızı soktuğumuz, karnımızı doyurduğumuz, denizden ve güneşten ve doğal ortamdan faydalandığımı yerdir. Bazıları, yemeklerin iyi olmadığını, odaların eski olduğunu filan söyleyebilir. Ancak verilen ücretle, alınan hizmetler bundan daha güzel olamaz.

Ama personelin güler yüzlü olmaları tüm bunları ortadan kaldırmaktadır. Tesis Müdürü Ayhan Bey başta olmak üzere, temizlik elemanları, mutfak çalışanları ellerinden geldiğince tatilcileri memnun etmektedirler. Teknisyenler, en küçük bir sıkıntıyı anında çözüme kavuşturmaktadırlar.

Bunlardan Süleyman için ayrı bir parantez açmak gerekir. Aslında benim gibi yıllarını yönetici olarak geçirmiş bir Edebiyatçı-Yazar için bir roman yazılacak kadar vasıflar olan bir arkadaş. Her işten anlıyor. Yüzündeki kırışıklık sanırım yaşadıklarının bir resmi olsa gerek.

Tabi bunlar durduk yerde olmuyor. Bizde ,”okul, müdürü kadardır” diye bir söz vardır. Tesisler için de aynı sözü söyleyebiliriz. Bunun için tesis müdürü Ayhan Hamiş Beyin 7/24 gayretini unutmamak gerekir.

Bence,” marifet iltifata tabidir” sözünden yola çıkarak bu arkadaşları teşvik için memnuniyet ikramiyesi vermek gerekir.

Binalar eski olsa da, temizlik ve hijyen açısından üst seviyededir. Korona ile ilgili her türlü tedbirler alınmış. Bunun için yemekler aynı ortamda yenmiyor. Paketli olarak veriliyor ve herkes farklı yerde yiyiyor.

Deniz mükemmel, kumu ince kumdur. Herkesin bir şezlongu vardır. Şezlongların üstü çadırla örtülmüş.

Beni en çok cezbeden ise, her tarafı ağaçlarla, türlü çiçeklerle süslü, cennet gibi korunaklı bir yer olmasıdır. Özellikle oba adı verilen müstakil yerlerde akşamları çay-kahve içilmesi, yürüyüş yapılması, hamakta sallanması insana ayrı bir zevk vermektedir, eğer biraz romantiklik varsa, sabahın seherini ve akşamın gün batımını da izlemek gerekir.

Bu arada kampın ait olduğu ilçe olan Erdemli; geniş sahili ile park ve bahçeleriyle, temiz caddeleri ve planlı yapısıyla çok güzel bir tatil beldesi. Ama sahilde kayalarla doldurulmuş alanın neden öyle bırakıldığını anlayamadım. Kamp yakınındaki Çamaltı Çayevi adlı bir işletme, sanırım Bodrum esnafını örnek almış olmalı ki, 50 kuruşluk maden suyunu 3 liraya satıyor. Bu konuyu Erdemli Belediyesine aktarmama rağmen bir cevap alamadım.

Sanırım bazı esnaf günlük düşünüyor. Uzun vadeli düşünebilseydi, memnun kalan müşterinin tekrar gelebileceğini hesap ederdi. Bu durum ülkemizdeki turistik bölgelerdeki birçok esnafımızın, turistleri, “sağmal inek” olarak görmesinin bir sonucu olsa gerek.

Yorucu ve sıkıcı bir Silifke-Mut yolculuğu sonrası soluğu Konya’da aldık. Mevlâna Hazretlerini ziyaret ettik. Konya’ya gelip de Konya Pidesi yememek olmaz diyerek Konya Pidesini yedikten sonra da Ankara'ya doğru yola koyulduk..

Şemsettin CERAN
Eğitimci-YAZAR
ceran54@hotmail.com
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.