Hepimizin bir  konuda mutabık olduğunu ifade edebilirim. Elbette, kendi çıkarlarını-yararlarını ve akıl dışı düzen içindeki sömürülerini kaybetmek istemeyenler ve tehdit altında görenler hariç...  Mutabık olduğumuz konu ise çocuklarımızın akıl ve bilim yol göstericiliğinde yetiştirilmesidir.
Akıl ve bilim, insana hem birey hem yurttaş olma şuuru hem de özgürlük-bağımsızlık gibi birtakım evrensel değerleri aşılayacaktır.
Akıl ve bilim dairesinden çıktığınız an, ne çağı yakalayabilirsiniz ne de çağın gereklerine göre yoğrulabilir ve şekillenebilirsiniz. Yani, bu durumda muasır medeniyetler seviyesi afaki olur, öyle değil mi?
M. Kemal ATATÜRK’ün bu konuya ilişkin kulağımıza küpe olması gereken bir sözünü, bu vesile ile burada hatırlatmak isterim:
‘’ Ben, manevi miras olarak  hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.’’
Ama gelin görün ki,  Atatürk’ün bu mirasına bile ihanet etmişiz. Hem de kendisini dondurarak... 
Özellikle 12 Eylül döneminde,  M. Kemal ATATÜRK’ün ismen, resmen ve cismen tekrarlanarak içinin boşaltıldığını ifade etmek durumundayım. 
Halbuki, M. Kemal donmuşluktan, durağanlıktan ve kalıplaşmışlıktan uzak durmamızı; tam bağımsızlığı, sömürü düzenine karşı koyma özcesaretini-özgüvenini, sapasağlam anti-emperyalist bir iradeyi ve kardeşlik hisleriyle-barışçıl duygularla tahkim edilen birlikteliği, özgür-eşit yurttaş olma bilincini ve en önemlisi  muasır medeniyetler seviyesini amaç ve hedef olarak ortaya koymuştur. 
Ama yine gelin görün ki, bir kısım insan, M. Kemal ATATÜRK’ü göklere çıkarmakta; bir kısım insan da M. Kemal ATATÜRK’ü yerden yere vurmakta  birbiri ile yarışıp durmuştur. Adeta, ters istikamette aşık atmışlar ve bizleri gereksiz tartışmalar içine çekerek bir kıskaçta meşgul etmişler, adeta onu dondurdukları gibi ülkenin gelişimini de durdurmuşlardır.  İşte, buna ifrat ile tefrit deniyor. Yani, ölçüsüzlüktür bunun tam adı. Zaten her dönemde baş gösteren sorunumuzdur bu. Bir türlü  ölçülü olamıyoruz. Aşırılıklarımız başa bela.
Ne ATATÜRK’ü yüceltmek ne de ATATÜRK’ü yermek, ikisi de,  bizleri, ATATÜRK’ün ortaya koyduğu hedef ve amaçlara yakınlaştırmıştır. ATATÜRK’ü,  Kenan EVREN gibi dilinizden düşürmeyerek, onu sürekli överek, asla ama asla ATATÜRK’ün koyduğu hedeflere ve amaçlara hizmet edemezsiniz. Aksine, ATATÜRK’ün koyduğu hedeflerin ve amaçların aksi yönünde bir istikamet içinde olursunuz. Nitekim, 12 Eylül dönemi bunun tipik örneklerinden biridir. Bizleri, geriye götürmüştür. Halbuki, ATATÜRK, ileri harekettir, ilericiliktir. Anlaşılan şudur ki, ATATÜRK’ü sürekli ağzına alanlar ve dilinden düşürmeyenler,  gericiliklerini o dönemlerde bu şekilde  kapatmaya çalışmışlardır.
Anlattığımız bu nedenlerden dolayı çocuklarımızı, her daim,  akıl-bilim ışığında ve rehberliğinde yetiştirmeliyiz. Aklın ve bilimin dışına çıkıldığı an, FETÖ-DEAŞ gibi din sömürüsü yapanlar kendilerine alan bulurlar. Çünkü din ile insanları kandırmak en kolay yoldur. Hiç kimse, sizden iddialarınız için delil/ispat/kanıt istemez. İnanmaya hazır ve nazır beklersiniz, tıpkı bir sihirbazın oyunlarını izler gibi... Sihirbazın numaralarını ve hilelerini göremezsiniz, çünkü öyle bir amacınız yoktur. Ne zaman aklınız devreye girer, işte o zaman o numaraları ve hileleri bulmak/çözmek için yol alırsınız. 
Demem odur ki,  bir kişiyi kutsayarak,  yere göğe sığdıramayarak, bilince değil de kutsanmışlığa dayalı bir inanmışlıkla bağlanarak, ancak ve ancak M. Kemal ATATÜRK’e ihanet etmiş olursunuz. Çünkü bu tip bir ilişki, mürit-şeyh/militan-elebaşı arasındaki ilişkiden farksızdır. VE BU İLİŞKİ ŞEKLİNE  HER DAİM  KARŞI OLAN,  M. KEMAL ATATÜRK’TÜR. 
M. Kemal’i anlamayanlar ve algılayamayanlar bu ilişki tarzını,  geçmiş zamanlarda, özellikle 12 Eylül dönemi ve sonrası,  yıllarca  CUMHURİYET VE DEMOKRASİ rejimleri içinde bile devam ettirebilmişlerdir. Rejimin şekli değişse de,  yukarıda değindiğimiz ilişki şekli insanlar arasında hayat buldukça ne aklı ne bilimi ne de barışı yeşertebiliriz. Akıl da, bilim de, barış da hep solar, hep yapraklarını döker.
Ayrıca, eğitim sistemimiz, aklını ve bilimi kullanan bireyler yetiştirmediği takdirde, FETÖvari, DEAŞvari ve başka ideolojik/dinsel gruplara insan kaynağı olabilir. Unutmayınız, bu topraklarda yalnızca cumhuriyet ve demokrasi düzeni içinde  M. Kemal adı kullanılarak seçim yolu ile iktidarda olan insanlar yönetimden el çektirilmiş değil, Osmanlı döneminde de monarşi-meşrutiyet düzenleri içinde din adına birtakım şeyhülislamların fetvalarına dayanılarak, softaların propaganda ve provokasyonları ile padişahlar devrilmiştir. Ve biliniz ki, iktidar mücadelesi kavga ve savaş halini aldığı an, din de, M. Kemal de, başka kutsal değerler de,  MONARŞİ-MEŞRUTİYET-CUMHURİYET-DEMOKRASİ düzeni içinde istismara açıktır. İstismarın ve fırsatçılığın ve ihanetin önü ise iktidar mücadelesi meşru daireler içinde kalırsa ve insanlar arasında barış- huzur ortamı tesis edilirse kapatılabilir. 
Yazımı,   akla ve bilime yani delile/kanıta değer/önem veren kur’an ayetleriyle bitirmek istiyorum:
 ‘Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.’ (29:35)
‘Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbirini izlemesinde akıl sahipleri için ayetler var.’ (3:190)
‘Gecenin ve gündüzün birbirini izlemesinde, ALLAH'ın gökten bir rızık indirerek onunla ölümünden sonra toprağı diriltmesinde  ve rüzgarları yönetmesinde anlayan bir toplum için deliller  var.’ (45:5)
‘Halkı iyilik yapmağa çağırıp dururken kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik Kitabı da okuyorsunuz? Aklınızı kullanmaz mısınız?’ (2:44)
‘Hiç bir kişi ALLAH'ın izni olmadan inanamaz ve O, akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.’ (10:100)
GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE  EĞİTİM SİSTEMİ İÇİNDE AKLIN VE BİLİMİN KULLANIMININ  ÖNÜNÜ AÇMAK,   KURAN-IN EMRİDİR.  BU SİSTEM İÇİNDE YETİŞENLER İSE CANIMIZIN-MALIMIZIN-NAMUSUMUZUN-VATANIMIZIN-EVRENSEL DEĞERLERİN-İNSANLIĞIN  GÜVENCESİDİR.
Saygılarımla...
Yusuf SEVİNGEN
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.