YÖK ve Üniversiteler Nerede?

Devlet görüldüğü kadarıyla gerekli tedbirleri almış durumda. Gelen bilgiler doğrultusunda devlet, emniyet ve askeriye içerisinde paralel yapılanmaya çanak tutan kurumlar kapatılması, dönüştürülmesi veya personelinin tasfiye edilmesi yoluna gitti.

Herkes karınca kaderince bir şeyler yapıyor da ortada gözükmeyen iki kurum dikkat çekiyor. Üniversiteler ve Milli Eğitim Bakanlığı...

Milli Eğitim, FETÖ'ye bulaşan personeli görevden alma ve ders kitaplarında FETÖ izlerini silme dışında görülür, kalıcı bir adım atmış değil. Üniversiteler ise her zamanki gibi tribünlerden olayları seyretmekle meşgul.

Üniversitelilerden yüzleri tanıdık, bir elin beş parmağını geçmeyecek sayıda akademisyen ekranlarda ve gazete köşelerinde yer tutup laf yetiştirme dışında pek de kalıcı bir öneri getirmekten çok çok uzaklar.

Oysa Milli Eğitim Bakanlığı ve Üniversitelerin emniyet birimleri ile savcıdan önce kolları sıvayıp 15 Temmuz darbe girişimine giden yolda darbenin içinde yer alan lider kadro ve katkı veren taban üzerinde gerekli incelemeleri yapması beklenirdi. Bu konuda araştırmalarını, tez ve anti tezlerini hazırlayıp basınla paylaşması, meclise rapor sunması, ilişkili her birimle ne gibi tedbirler alınacağı noktasında çalışmalarını hazırlayıp yol gösterici olmalıydılar.

Gündemi işgal eden anayasanın değişmesi konusunda akademisyenler, partilere yol haritası dahi çıkarabilirlerdi. Gündemle ilgili olarak görüşüne başvurduğum Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe, Uluslararası ilişkiler, Kamu Yönetimi, ilahiyat, Dinler ve Mezhepler Tarihi, Dünya Dinlen, Tarih, Halkla ilişkiler, iletişim, Halk Bilim ve Sinema gibi toplum sorunlarıyla doğrudan ilgili bölüm akademisyenlerinden darbenin üzerinden üç ay geçmesine rağmen konu ile ilgili bir sayfa yorum yapacak bilgi birikimini göremedim. Geçen haftalarda Üniversitelerde intihal ile ilgili bir haber bu konuya ışık tutacak türdendi.

Türkiye'de hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezlerinin yüzde 34'ünün çalıntı olduğu, bu oranın özel üniversitelerde yüzde 46, kamu üniversitelerinde ise yüzde 31 ile dünya ortalamasının üzerinde bir hırsızlık yapıldığını ortaya koyuyordu. Torpille alınan öğrencinin tez hazırlayacak bilgi birikiminden söz etmek elbette imkansız.

Psikoloji ve Din Psikolojisi alanlarında yüksek lisans için müracaat ettiğimde ileri düzeyde İngilizcem olmasına ve sınavı geçmeme rağmen mülakatta bölümle alakasız sorulan sorular sonrasında elenmiştim. Beraberimde mülakata giren öğrencilerle yaptığım sohbetler sonucunda şunu farketmiştim. Komisyonun kabul ettiği öğrenciler, istek ve yetenekten ziyade hoca ile önceden geliştirilen ikili ilişkilere dayalı kritere göre tercih edilmişti.

Okulda okudukları ders kitapları dışında alanla ilgili okudukları eser sayısı 10'u geçmiyordu. Ne bir merak ne de istek vardı kendilerinde. Hatta psikolojinin tanımını yapmalarını istediğimde bir tanesi dahi psikolojinin tanımını yapamamıştı. Psikoloji ile ilgili yaptığım çalışmaları, yeteneklerimi, altını çize çize okuduğum ve kütüphanemde mevcut 250 eserin isimlerini liste halinde komisyonun önüne koymama ve hatta "sahip olduğum eserlerin içinden 7 kitabın piyasada olmadığını gören komisyon başkanı Prof. ve yanındaki yetmeler bu kitapların fotokopisini kendilerine ulaştırmam konusunda rica etmelerine" rağmen mülakatta elenmiştim. ileri günlerde ben yazarlık hayatına başlayıp çeşitli gazetelere haftada 3-4'ten aşağı kalmayacak yazılar yazarken maalesef yerime seçilen öğrencilerin "kitaplar ve proflar içinde yüzmelerine" rağmen 100 sayfalık bir eser ortaya koyamadıklarını gördüm.

Benim gibi alanıyla ilgili binlerce istekli ve yetenekli elamanın torpille gelip torpille yoluna devam eden akademisyen elinde heba edildiğini bilmeyen yoktur. YÖK öğrenci alımında farklı kriterler ortaya koymalı. Birşekilde istek, yetenek ve bilgiyi ortaya çıkaran kriterler belirleyip torpili engellemeli.

FETÖ'den dolayı açığa alınan personel sayısında üniversitelerin önde olması ve dünya çapında bir üniversitemizin dahi olmaması YÖK'te bilgi ve yeteneğin pek de itibarı dikkate alınmadığının en açık göstergesi olduğunu gayet açık ortaya koyuyor.

iş bilmez insanların köşe tuttuğu, algıların sıfırlandığı bir ortamda Fetullah darbe yapmasın da ne yapsın?

Seyyiyt Mehmet DENİZ / Milat 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.