8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de geçmiş bulunuyoruz.

Bütün kadınlarımızın günü kutlu olsun!

Ve bütün kadınlarımız özgür, mutlu, kendi ayakları üzerinde durabilen bir birey olabilme şerefine ve onuruna nail olsun!

Kadınlarımız onurlu bir yaşamı hak ediyor.

İş yolunda geçirdikleri kaza sonucu ölen ve cansız bedenleri örtülürken ayaklarındaki iş çizmeleri görünen kadınlarımız değil midir bir kadının onurlu yaşam mücadelesini alınımızın çatına vuran? Düşün bunu, derim sana ey erkek insan!

Martın sonuna da yaklaşıyoruz bu arada.

Havalarla birlikte siyasi hava da iyiden iyiye ısınmaya başladı.

Isınan siyasi hava ne yazık ki insanların arasında soğuk rüzgarların esmesine de neden oluyor.

Aralarından su sızmayan insanların arası dahi buz gibi.

Ülkemizdeki demokrasi düzeni üzülerek ifade etmeliyim ki insanların arasını açıyor.

Siyasi fırkalar yani partiler  oy farkı yapayım derken insanların arasını açıyor. Kaş yapayım derken göz çıkarmak gibi bir durum. İşte tam da bu noktada ölçüsüzlük baş gösteriyor. Al sana ifrat. Sonra al sana tefrit.

Ve bu durum geleceğe kötü bir mirastır. Zira gelecek, bu mirasın üzerinden gidecektir. Gelecek, bu mirasın üzerinde tepinecektir. Gelecek, bu mirasın iz düşümüdür. Ve unutma, gelecek bu mirasın kurgusudur. Geçmişe bak bakalım, bugün o gün kurgulanmamış mı? Yarın da bugün kurgulanıyor işte. O zaman geleceğe sevgi ek ki mutluluk biçesin. Yoksa al birini vur ötekine dersin. Kısır döngüde güneşli günleri sayıklar durursun. Neyse.

Yazıya 8 Mart ile bir giriş yaptık malumunuz.

Bu bağlamda, kabri ışıklarla dolsun, Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş: ‘Kadın insan, biz insanoğluyuz.’ diyerek kadının  insanlık tarihindeki rolünü, yerini ve önemini ne kadar güzel ifade etmiş. Aslında insanı yaratan bir insandır kadın. O denli önemli o denli özel o denli güzel. Kadını aşağılayan, küçük gören, dağdan gelip bağdakini kovar gibi ana rahminden gelip kadını dünyadan soyutlayarak, tecrit ederek toplumdan dışlamayı kendisine emel edinen kimselere karşı Anadolu’nun bağrından çıkmış ozanımız, kadını nasıl sil baştan tanımlayarak cevap veriyor, öyle değil mi? Kadının en özel en güzel en enfes en zarif en ince en narin tanımıdır bu. Kadını insandan koparmadığı gibi baş tacı yapan bir tarif. Halbuki dünya üzerinde öyle yerler var ki kadının adı yok, yüzü yok, kimliği yok, kendisi yok  adeta, dış kapının dış mandalı gibi, kendi varlığını hissedemiyor bile. Erkek, her şeyiyle kadının kimliği üzerine bir koltuğa kurulur gibi kurulmuş. Kadının dünyadaki tahtını işgal etmiş hatta sömürdükçe sömürmüş. Kadın, bir meta ya da eşya muamelesi ile de  yaşam onurunu kaybetmiş. İşte kadınlar, bu yaşam onurunu kazanma, yeniden elde etme, varlığını gösterme, hissettirme ve hissetme mücadelesini veriyor. Kesinlikle haklı bir mücadeledir bu.

Pekala 8 Mart ile siyasi iklim arasında nasıl bir ilişki var?

Gerilen siyasi hava ile 8 Mart da çığrından çıktı.

Ne oldu?

8 Mart günü kadınların yaptığı bir yürüyüş sırasında ezan okunurken ıslıklar vs. ile sanki ezana bir protesto yapılıyormuş gibi bir hava çıktı ortaya. Bunun üzerinden anında ezana saldıranlar ile ezanı sahiplenenler arasında teneffüs edilen siyasi havanın etkisi ve kışkırtmasıyla keskin bir ayrılık ortaya çıktı. Her iki taraftan da güya ileri gelenlerin ileri gittikleri görüldü. Malum ölçüyü kaçırıp aşırılığa gidenler... Aşırılıklardan hareket ederek kışkırtmayla insanların arasını açıp siyasi rant devşirmek isteyenler... Çok dikkatli olmak gerekir bence.

Buna benzer olaylarda kendilerine vazife çıkarıp kendisini dinin sahibi gibi  gören bazı insanlar var. Bu tip insanlar, işin nefretini, kinini, öfkesini kızıştırma hatta ateşlendirme amacında. İşleri güçleri nemalanma. Yani oradan buradan kendilerine ekmek çıkarmak. Bu amacı güttükleri için kendisine müslüman olan bu grup, sürekli saldırı ve hücum  pozisyonunda. Saldırı, diyorum bakınız. Şunları insanlık tarihi ışığında çok iyi biliyorum:

Kendine değil de insanlığa müslüman kimse saldırmaz, öğütler, saldırmaz, üzülür, saldırmaz, sorgular neden böyle oluyor diye.
Şunu çok iyi biliyorum ki rüzgar eken fırtına biçer. Saldırmakla bu işler hale yola gelmez.
Bakınız ayetler ne diyor:

"Onlar îman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın." (Şuara, 26/3)
"Sizin dininiz size, benim dinim bana." (Kâfirûn Suresi 6. Ayet)

Ne anlıyorsunuz bu ayetlerden? Dileyen inanır dileyen inanmaz. Ama her yerde işgüzarlar, kendine vazife çıkaranlar var... Sanki dini koruyan o. Halbuki ne diyor Allah:

‘Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.’ (Hicr Suresi, 9.Ayet)

Ayet bu kadar açık ve net. Ama işlerine gelmeyince anlamak istemiyorlar. İlle de din onlar olmazsa olmaz modundalar. Gerçekten üzücü. Arkadaş! Allah, alemlerin rabbi. Hala anlamıyor musun? Senin yaşadığın dünyanın değil sadece. Bak! Allah’tan yumuşak bir uyarı daha, kulağına küpe et bence, belki sakin olmayı öğrenirsin, daha dingin ve aklıselim:

‘Âyetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur.’ (Enam Suresi, 68. Ayet)

Ben ise  ezana yapılan bu eylemi üzülerek izledim. Şunu da sormadan edemiyorum kendime tabii. Ezana kadar uzanan bu nefretin sebebi yani kaynağı  ne?

12 Mart’ın yıl dönümüne yaklaşırken gelin yazı konumuzla ilgili olduğunu düşündüğüm İstiklal Marşı’ndan iki dizeyi sizlerle paylaşayım:

(...)  Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli (...)

İşte Akif’in en büyük dileği.

Pekala böyle bir dilekte bulunan Akif ne diyordu kadını 2.sınıf gören, dini kendine hizmet için kullanan güruha ve şürekaya, kulak verin bakalım:

Sofuluk satıyorsun, elinde boy boy tespih
Çevrende dalkavuklar; tapınır gibi, la-teşbih!
Sarık cübbe ve şalvar; hepsi istismar, riya
Şekil yönünden sanki; Ömer’in devri, güya!
Herkes namaz oruçta; hepsi sözünü dinler
Zikir Kur’an sesinden, yerler ve gökler inler!
Ha bu din, iman, takva; inan ki hepsi yalan
Sen onları kendine taptırırsın vesselam!
Derdin davan sadece, hep nefsi saltanatın
Şimdilik putu sensin, tapılan menfaatın!
Hey kukla kafalı adam, dinle sözümü tut
Bunların dilinde Hak; ama kalbi dolu put!

Not: 8 Mart, 12 Mart arasında insanlığın arasını açanlara karşı yazılmıştır bu yazı. Bilesiniz!

Kadın
insan
biz
insanoğlu
BUNU UNUTMA!

KOPARMAYIN İNSANI İNSANDAN.
AYIRMAYIN İNSANI İNSANDAN.
KIRDIRMAYIN İNSANI İNSANA.

SEN KİMSİN Kİ!
DİN,  EVRENİN VE SONSUZLUĞUN YARATICISI ALLAH’IN
SEN KENDİNE BAK!
KENDİNE DEĞİL İNSANLIĞA MÜSLÜMAN OLABİLİYORSAN OL!
Akif’in deyimi ile
HADDİNİ BİL! HADDİNİ BİL! HADDİNİ BİL SOFTA!
EY İNSAN!
KANMA
ALDANMA
İNANMA
BU DİN BEZİRGANLARINA
MERAKLANMA!
DİN,  ALLAH’IN
OLUR MU HİÇ ACZİYET İÇİNDEKİ İNSANIN!

SON SÖZ: Ezana ıslıktan daha ağır olan ise Allah’a şirk koşmaktır. Parayı, malı mülkü, dünyevi gücü büyük görüp onlarla büyüklenmektir. Dünyevi olanı, Allah’a denk ve eş tutmaktır. Sözde değil özde yani yaşamda ‘Allah büyüktür.’ nidalarına kulak vermek ve ona göre davranmak gerekir. Yoksa sözde herkes müslüman. NE DİYOR EZAN:

ALLAH BÜYÜKTÜR!
ALLAH BÜYÜKTÜR!
ALLAH BÜYÜKTÜR!

DEMEK Kİ EZAN, BÜYÜKLENME VE BÜYÜK GÖRÜNME SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR DİYOR. KENDİSİNİ DEV AYNASINDAN GÖRENLERDE İSE  BU BİLİNÇ YA DA ŞUUR OLAMAZ.
BİR İNSAN, BÜYÜKLENİYORSA  ‘ALLAH BÜYÜKTÜR.’ SÖZÜNÜ SÖYLEMESİ YA DA ONU DİNLEMESİ BOŞTUR. EZAN,  BÜYÜKLENENLERE BİR UYARIDIR. HERKES AYNADA KENDİSİNE BAKSIN VE KURANIN ŞU AYETİNİ DÜŞÜNSÜN:
‘Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.’ (İsra Suresi, 37.Ayet)

Ezan, Allah büyüktür diyor. Sen, yaşarken kimi büyük görüyorsun dünyada?

Saygılar.

Yusuf SEVİNGEN
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
necip y. 2 hafta önce

alkışlıyorum...